KAFALAR KARIŞMASIN KANUNLAR SADECE LAFZI İLE DEĞİL AYNI ZAMANDA AMACI VE SİSTEMATİĞİ İLE DE YORUMLANIR
Torba Yazı Dizisi-2
Değerli okurlar torba yasa iş dünyası tarafından incelenmeye başladıkça daha da çok gündeme gelmeye başladı. Bugünkü yazımızda torba yasanın ödeme ile ilgili maddesi 13. Maddeyi sizler için oldukça sade ve öz biçimde inceleyeceğiz.
13. MADDE NE SÖYLÜYOR?
Yasanın 13. Maddesi “Mal teslimi veya hizmet ifalarına ilişkin tahsilatların, banka ve benzeri finans kurumları, ödeme kuruluşları veya Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi aracılığıyla başkalarının adı ve/veya hesabı kullanılarak yapılması durumunda, her bir işlem için bu maddeye göre uygulanan cezalardan az olmamak üzere işleme konu tutarın % 10’u nispetinde, mal teslimi veya hizmet ifasını yapanlar ile adına ve/veya hesabına ödeme yapılanlara ayrı ayrı özel usulsüzlük cezası kesilir. Bu şekilde ceza kesilen mükellefler hakkında üçüncü fıkra hükmü uygulanmaz. Ancak, bu fıkra uyarınca bir takvim yılı içinde kesilecek özel usulsüzlük cezasının toplamı 20 milyon Türk lirasını geçemez.” aynen böyle demekte.
Sadece yasanın bu maddesini bu şekilde okuduğunuzda, artık bir işletme ödemesini sadece fatura sahibin hesabına yapabilir ve ödemeyi de sadece faturanın kesildiği tüzel veya gerçek kişiden alabilir aksi takdirde işleme konu tutarın %10’u uyarınca ceza kesilecektir hükmü çıkmaktadır.
Ancak piyasanın işleyişinde gerek B2B sistemleri ile gerek DBS sistemleri gerek mail order sistemleri kullanılarak borç nihai tüketiciden aracılara veyahut direkt fabrika veya toptancılara ödenmektedir veya bir baba oğlunun aldığı bir ürüne kendi kredi kartından ödeme yapmaktadır.
Buradan yola çıkarak bundan böyle bu tarz işlemlerin yapılamayacağı şeklinde kamuoyunda bir fikir oluşmuştur.
Kamuoyunda Oluşan Görüşe Katılmıyoruz!
Ancak biz böyle bir duruma katılmıyoruz. Bunun iki temel sebebi vardır. Birincisi kanunlar yorumlama ilkeleri gereği sadece lafzı ile değil amacı ve sistematiği ve tarihçesi ile yorumlanır. Kanunun gerekçesine bakıldığında, kanunun gerekçesi “Benzer bir şekilde, mal teslimi veya hizmet ifaları için kredi kartı, banka kartı, ön ödemeli kart, karekod, elektronik cüzdan ve benzeri ödeme araçları kullanılarak yapılan tahsilatları, başka mükelleflerin veya mükellef olmayanların elektronik cihazları/sistemleri (POS ve benzeri cihazlar) aracılığıyla yapanlara ve bu elektronik cihazları/sistemleri kullandıranlara özel usulsüzlük cezası kesmek suretiyle bu husustaki kayıt dışı işlemlerin önlenmesi amaçlanmaktadır.” Şeklinde açıklanmıştır. Görüldüğü üzere kanunun koyuluş amacı kayıt dışılığı önlemektir. Yukarıda belirtilen ödeme sistemlerinde belge düzenine uyuluyor ise herhangi bir vergi kayıp kaçağı ortaya çıkmamaktadır.
Bir diğer sebebimiz ise, bu işlemin temelde bir alacağın devri işlemi olmasıdır. Alacağın devri, Borçlar Kanunu’nda beşinci bölümde açıklanmıştır. Alacağın devri kanundan doğan bir hak olup böyle bir hakkın yasaklanmasının da kanunların çelişmesi sonucu doğuracağından hukuki olmayacaktır.
SONUÇ
Sonuç olarak kanunun konuluş amacı ve diğer kanunların içerisindeki yeri incelendiğinde, işlemlerin kayıt dışılığı önlemek amacıyla konulduğu açıktır. Dolayısıyla vergi kayıp kaçağına sebebiyet vermeyen ve belge düzenine uygun işlemlerin herhangi bir ceza ile karşı karşıya kalmayacağı kanaatinde olup yanı sıra vergi idaresinin yakın zamanda konuyu aydınlatıcı bir mevzuat ile açıklığa kavuşturacağını düşünmekteyiz.
Saygılarımızla.
English