Değerli okurlarımız bilindiği üzere dünya bir süredir pandemi, jeopolitik gerilimler, enflasyon, gelir eşitsizliği ve enerji krizleri gibi birçok sıkıntı ile haşır neşir olmaktadır.
Bu bağlamda dünyanın tüm devletlerinden çeşitli önlemler alındığına şahit olmaktayız. Ancak son dönemde Amerika Birleşik Devletleri’nde Donald J. Trump’ın başkan seçilmesi ile bu tarz önlemler yeni bir boyut kazanmaya başladı. Nitekim 2 Nisan’ı Kurtuluş Günü ilan eden Trump aldığı kararlar ile;
- ABD’yi hiç olmadığı kadar güçlü hale getirmeyi
- Tüketiciler için daha düşük fiyatlar elde etmeyi
- İşlerin ve fabrikaların geri geleceğini
hedeflediğini duyurdu ve bunun için tüm ülkelere ek gümrük vergisi getirdiğini ilan etti. İşin bu kısmı ekonomi politikalarında bir hayli eskiye dönüş anlamına geliyor. İşbu yazımızda sizler için hem gümrük vergilerinin tarihsel gelişimini ve hem küresel ekonomiye ve hem de ülkemize olası etkilerini değerlendirdik.
Faydalı olmasını dileriz.
Gümrük Tarifelerinin Tarihsel Gelişimi: Küresel Ticaretin Evrimi
Gümrük tarifeleri, tarih boyunca ulusların ekonomik ve politik stratejilerinin merkezinde yer almıştır. Başlangıçta devletlerin ana gelir kaynaklarından biri olarak kullanılan bu vergiler, zamanla uluslararası ticaret politikalarının şekillendirilmesinde kritik bir rol oynamıştır.
Erken Dönem: Gelir Kaynağı Olarak Tarifeler
18.ve 19. yüzyıllarda, özellikle sanayileşmiş ülkelerde, gümrük tarifeleri devlet gelirlerinin büyük bir kısmını oluşturuyordu. Örneğin; 1790'dan 1860'a kadar Amerika Birleşik Devletleri'nde tarifeler, federal gelirlerin %90'ına kadarını sağlıyordu. Bu dönemde tarifeler hem yerli sanayiyi koruma hem de devlet bütçesini finanse etme amacıyla kullanılmıştır.
Sanayileşme ve Koruyucu Tarifeler
Sanayileşmenin hız kazandığı 19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başlarında, birçok ülke yerli endüstrilerini yabancı rekabetten korumak için yüksek gümrük tarifeleri uyguladı. 1861 ile 1933 yılları arasında ABD, dünyadaki en yüksek ortalama tarifelerden birine sahipti. Bu korumacı politikalar, yerli sanayilerin gelişimini teşvik etmekle birlikte uluslararası ticaretin daralmasına da neden oldu.
GATT ve Ticaretin Serbestleşmesi
II. Dünya Savaşı'nın ardından ise küresel ekonomiyi canlandırmak ve ticaret engellerini azaltmak amacıyla 1947'de 23 ülke tarafından Genel Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Anlaşması (GATT) imzalandı.
Bu anlaşma gümrük tarifeleri için bir devrim niteliğindeydi. Süregelen gümrük vergisi bakış açısını tersine çeviriyordu.
GATT, tarifelerin azaltılması ve ticaretin serbestleştirilmesi yoluyla ekonomik büyümeyi hedefledi. Bu anlaşma, 1995'te Dünya Ticaret Örgütü'nün (WTO) kurulmasına kadar uluslararası ticaretin temelini oluşturdu.
Modern Dönem: Tarifelerin Azalan Önemi
20.yüzyılın ikinci yarısından itibaren, gümrük tarifelerinin devlet gelirlerindeki payı önemli ölçüde azaldı. Son 70 yılda ABD'de tarifeler, federal gelirlerin %2'sinden daha azını oluşturdu. Bu dönemde, ülkeler arasındaki ticaret anlaşmaları ve ekonomik entegrasyon süreçleri, tarifelerin azaltılmasına ve serbest ticaretin teşvik edilmesine odaklandı.
ABD'nin Yeni Gümrük Vergileri ve Kapsamı
02.04.2025 tarihine kadar mevcut politikalarla süregelen süreç, ABD Başkanı Donald Trump'ın 2 Nisan 2025'te duyurduğu yeni gümrük vergileri ile adeta zamanı tersine çevirdi ve küresel ticaret dinamiklerinde önemli değişikliklere yol açacak bir değişikliğe imza attı.
Başkan Trump'ın açıklamasına göre, ABD tüm ithalatlara asgari %10'luk bir gümrük vergisi uygulayacak. Ancak %10 oranı tüm ülkeler için geçerli değil.
Aşağıda birçok ülkeye gelen tarife oranları yer almaktadır.
Ülke | Oran % | Ülke | Oran % |
Türkiye | 10 | Birleşik Krallık | 10 |
Çin | 34 | Hindistan | 52 |
Avrupa Birliği | 20 | İsrail | 33 |
Vietnam | 90 | Güney Kore | 50 |
Taiwan | 64 | Tayland | 72 |
Japonya | 24 | İsviçre | 61 |
Endonezya | 64 | Malezya | 47 |
Mısır | 10 | Kamboçya | 97 |
BAE | 10 | Bangladeş | 74 |
Pakistan | 58 | Güney Afrika | 60 |
Bu yeni tarifeler, ABD'nin ortalama gümrük vergisi oranını %22'ye çıkararak, 1910'dan bu yana en yüksek seviyeye ulaştırmıştır.
Yeni Gümrük Tarifesinin Küresel Ekonomi Üzerindeki Etkileri
Ekonomistlerin genel kanısına göre; ABD'nin bu yeni gümrük vergileri küresel ekonomi üzerinde derin ve geniş kapsamlı etkiler yaratacaktır.
Yeni gümrük tarifesinin etkilerinin ne olacağı konusunda kesin bir gerçeklik olmasa da mezkûr tarifelerin etkilerini aşağıdaki başlıklar altında toplamak mümkün;
- Küresel Ticaret Hacminde Daralma: Yüksek gümrük vergileri, uluslararası ticaretin azalmasına neden olarak küresel ekonomik büyümeyi yavaşlatabilir.
- Enflasyonist Baskılar: Trump’ın iddiasına göre yapılan değişiklikler ile tüketiciler ürünlere daha ucuza sahip olabilecek ancak bir başka görüşe göre de ithal ürünlerin maliyetindeki artış, tüketici fiyatlarına yansıyacak ve bu da enflasyonun yükselmesine sebebiyet verecektir.
- Küresel Resesyon Riski: Birçok ülkenin bu tarifeler nedeniyle ekonomik durgunluk yaşayabileceği belirtilmektedir.
- Ticaret Savaşlarının Tırmanması: Çin, Avrupa Birliği ve diğer ülkeler; misilleme olarak kendi gümrük vergilerini artırmayı planlamaktadır ve bunun sonucunda yeni gerilimlerin başlangıcı olabilir.
Yeni ABD Gümrük Vergi Tarifesi Türkiye İçin Avantaj mı Dezavantaj mı?
Yeni gümrük tarifelerinin ülkemiz açısından avantaj ve dezavantaj doğurabilecek kısımlarını sizler için ortaya koymaya çalıştık ancak bu konuda ki detaylı değerlendirmemizi sonuç kısmında ortaya kocayacağız.
Yeni tariflerin doğal olarak üç ana dezavantajı olabilecektir bunlar,
- İhracat Üzerindeki Baskı: ABD'nin uyguladığı %10'luk gümrük vergisi; Türkiye'nin ABD'ye ihraç ettiği çelik, tekstil, otomotiv ve tarım ürünlerinde maliyet artışına yol açacaktır. Bu durum, rekabet gücünü azaltabilir ve ihracat gelirlerinde düşüşe neden olabilir.
- Yatırım Ortamının Zayıflaması: Yatırımcıların artan belirsizlikler nedeniyle Türkiye'ye yönelik yatırımlarını erteleme veya iptal etme ihtimali bulunmaktadır.
- Döviz Kuru Baskısı: ABD'ye yönelik ihracatın azalması döviz gelirlerini düşürebilir ve bu durum döviz kuru üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabilir.
Şeklinde sınıflandırılabilir ancak biz konunun daha çok avantajlı kısmına odaklanmanın daha doğru olduğunu düşünüyoruz.
Bu başlıklar kısaca özetlenmek istenirse;
- Yeni Pazar Fırsatları: Çin ve Avrupa Birliği gibi büyük ekonomilerin ABD ile ticaret hacminin daralması, Türkiye'nin bu pazarlarda daha fazla pay alabilmesi için bir fırsat yaratabilir. Keza Amerikan hükümeti tarafından açıklanan tarife oranları incelendiğinde özellikle Çin’e ve Avrupa Birliği’ne uygulanan tarife ülkemizden daha fazla olarak belirtilmiştir. Ancak burada ABD’ye olan fiziksel uzaklıktan kaynaklanan navlun ve ürünün kendi maliyet farkları da göz ardı edilmemelidir.
- İç Pazarın Güçlenmesi: Yeni gümrük tarifleri ile dünya çapında bir içe kapanma söz konusu olursa ve sonucunda ithalatın azalmasıyla, yerli üreticilerin yurt içi satışlarında artışlar yaşanması durumu söz konusu olabilecektir. Bir başka deyişle yüksek gümrük tarifeleri, yerli üretimin önemini artırarak sanayi politikalarının yerelleşmesine katkı sağlayabilir.
- Gümrük Avantajları ve Alternatif Pazarlar: Türkiye'nin bölgesel ve ikili anlaşmalardan faydalanarak ABD dışındaki pazarlarda daha aktif rol alması mümkün hale gelebilir.
- Yerli Üretimi Teşvik: Yüksek gümrük tarifeleri, yerli üretimin önemini artırarak sanayi politikalarının yerelleşmesine katkı sağlayabilir.
Sonuç
ABD tarafından uygulanan gümrük tariflerinin olası etkilerini önceden tam olarak bilinmesinin zor olacağı görüşündeyiz. Çünkü böyle bir analizin sağlıklı yapılması için bizim ABD’ye doğrudan ihraç ettiğimiz ürünlerin diğer ülkelerle ilgili karşılaştırmasını yapmak gerekmektedir. Kesin bir sonuca ulaşılması amacıyla yapılacak incelemeler diğer dünya ülkelerin yeni çözüm tariflerini nasıl ortaya koyacağını gözlemlemek bir yandan da ABD’nin yurt içi piyasasında bu ürünlerin üretimini irdelemek dahası bu hamleyle dünyanın diğer ülkelerinin hamlelerinin de gerçekleşme süreçlerinin değerlendirilmesinden ortaya çıkacak kanıları içermesi gerecektir.
Ancak tarife savaşlarının başlamasının da ekonomide ciddi etkiler oluşturacağı yadsınamaz bir gerçektir. Bu minvalde şirketlerin bu analizlerinde ciddi stratejiler oluşturarak önemli avantajlar elde edileceği bir döneme girileceği kanaatindeyiz.
Diğer taraftan tüm ülkelerin olduğu gibi Türkiye’nin de yeni konjonktürün etkilerini en aza indirmek hem de fırsatları değerlendirmek için proaktif politikalar geliştirmesinin fevkalade önemli olduğu görüşündeyiz.
03.04.2025
Saygılarımızla.
Öneri : Türk Vatandaşlığı ve Yatırım Yoluyla Türk Vatandaşlığı konusunda yazılmış güzel bir içeriği sizinle paylaşmak istedik. https://www.pilc.law/practice-areas/turkish-citizenship/ adresinden konu ile ilgili detaylara ulaşabilirsiniz.
English